RSS Feed

Seyâhatnâme-i Meşrubat – Cilt 3 : Struise

Posted on

struise_resimler-42009 yılı başında ratebeer sitesi dünyanın en iyi bira üreticilerini açıkladığında listenin 1 numarasında Belçika’nın Oostvleteren bölgesinden De Struise Brouwers ismi göze çarpmaktadır. Çoğu beeraderin o zamana kadar adını bile bilmediği bu yeni nesil Belçikalı mikro-üretici, biralarını Deca‘da üretmekte; kendi üretim tesisleri bile bulunmamaktadır. Ünlü bira kritiği ve Good Beer Guide to Belgium  ve 100 Belgian Beers to Try Before You Die kitaplarının yazarı Tim Webb bu durum için .. ‘ratebeer beni ciddi hayal kırıklığına uğrattı’ demiştir. Webb’e göre bir üreticiyi veya birayı dünyanın en iyisi olarak adlandırmak fazlasıyla Amerikalı bir harekettir.

Nasıl oldu da oldu ?

2008‘de ratebeer‘ın Struise‘ye bu şerefi laik görmesi jürisel bir elemenin sonucu değil üreticinin sitedeki en iyi biralarının genelde ve stiller içinde aldığı puanların, aynı üreticinin son 9 aydaki ortalama puanı ile toplanması üzerine kurulu bir algoritmik hesaplamanın sonucudur. 2008‘e dönüp baktığımızda Struise‘nin en iyi 4 birası :

strse1Struise Black Albert – 4.42 puan – 23 oy
Struise Aardnon / Earthnun – 4.31 puan – 16 oy
Struise Pannepot – 4.28 puan –  205 oy
Struise Pannepot Reserva Oak Aged – 4.26 puan – 102 oy

Kendilerinin 2008 yılında ödülü aldıktan sonra The Brewing Network‘de yayınlanan podcastleri (İngilizce) — 21. dk dan sonrası Struise röportajını içermekte.

http://www.thebrewingnetwork.com/membersarchive/dwnldarchive03-23-08.mp3

2013 yılına geldiğimizde durumun çok farklı olmadığını görüyoruz Struise dünyanın en iyi üreticileri listesinde zirvede değil ama yine de yükseklerde(23. sıra). Kendilerinin 90 puan ve üstünde toplam 60 biraları var

http://www.ratebeer.com/brewer/9244/sort/2/

Amatör üreticilikten bir efsaneye uzanan hikaye..

STRUISE-logo-e1373115606607

* Devekuşu kabare – geceler

Struise 2001’de Carlo Grootaert, Peter Braem, Philippe Driessens ve Urbain Coutteau trafından Oostvleteren’de kurulmuş bir üretici. Kurulduğu bölge St. Sixtus(Westvleteren) ve St. Bernardus gibi efsanelerin olduğu bir bölge. Herşey Urbain ve Philippe‘in logolarında da gördüğümüz devekuşu çiftliklerinin yakınındaki otellerinde ziyaretçilere klasik Belçika biralarını takdim ederken; birgün kendi biralarını üretip sunmaya karar vermeleri ve bunun için şarap ithalatçısı Carlo Grootaert ile iletişim kurmalarıyla başlar.

Tamamıyla amatör ruhla girişilir bu serüvene. Üretimi öğrenmek için internet ve kitaplara başvururlar. Urbain’e göre 2001-2003 yılları arasında ürettikleri biralar oldukça sıkıcıdır. Kendisi bu biraları üretmeye devam etseydik oracıkta ölebilirdim der 🙂

StruiseWitte

*Struise Witte

İlk üretimleri olan Struise Witte için ellerinde amatör bir üretim setinden öte birşey yoktur. Şişeleme için 2. el şampanya şişelerini kullanırlar. Witte klasik Belçika buğday birası stilindedir. Biralar fazla gazlılık nedeniyle ilk müşterilerin arabalarının bagajında patlar 😀 Fakat tüm bu olanlara rağmen biranın lezzetine bayılırlar. Bira Brugge‘daki ünlü ‘t Brugs Beertje‘nin 1983’den beri müdüresi olan Daisy Claeys tarafından da tam not alır ve menüye yerleştirilir.

Bir süre daha devam eden amatör üretimin ardından üretimlerini profesyonel bir üreticiye taşırlar. Struise Rosse nin bir kaza sonucu ortaya çıkışı da bu döneme denk gelir.

Bir gün partiyi fazla kaçırmıştık. Witte üretelim derken yanlışlıkla Cauiler’in kahverengi bira mayasını kullandık ve ortaya Rosse çıktı.. derler.

Pannepot 4

* Pannepot

Struise esas patlamayı 2003’de Pannepot ile yapar. Bu bira öncelikle Danimarka daha sonra ABD ve Kanada‘da adeta efsaneleşir. Bir anda ratebeer dünya sıralamasında 27. sıraya yükselir Pannepot. En sonunda bitirici vuruşu Black Albert ve Black Damnation serisi ile yaparlar ve butik bira dünyasında bir ikon konumuna gelirler.

Brewmaster Urbain Coutteau‘nın ağzından Struise’nin geçmişi (İngilizce) :

Cumaya gittik gelecez..

Bu arada Struise‘de tam zamanlı olarak bira üretimi işi yapan tek kişi Urbain‘dir. Diğer ortakların hepsinin başka tam zamanlı işleri(askerlik,şarap ithalatı,araba satıcılığı..) vardır.

Seyahatname’ye devam…

St. Bernardus‘daki turumuzu sonlandırıp, hediyelerimizi aldıktan sonra arabamıza atlayıp Struise‘ye doğru yol aldık. Yaklaşık 20dk lık bir yolculuk sonrasında Struise‘nin o meşhur okuldan bozma mekanına vardık. Burası Struise’nin yeni tariflerini denediği ve diğer üreticilerle ortaklık — collaboration — biraları yaptığı tesis. Ayrıca Struise burda bira üretimi ile ilgili dersler vermekte.

struise_arka_kapi

Yolun sonu görülmüyor..

Ön kapıya vardığımızda kapının kapalı olmasıyla ufak bir şok geçirsekte daha sonra girişin arka taraftan olduğunu farkedince derin bir oh çektik.

Mekanda bizi ortaklardan Carlo Grootaert karşıladı. Carlo ile Oğuz Can önceden tanıştığından bizim için Urbain‘den ufak bir seminer sözü almıştı fakat Urbain gelemediğinden semineri başka bir güne erteledik.

Struise’nin ve diğer efsane üreticilerin biralarının olduğu koridoru geçtikten sonra tadım odasına vardık.

struise_sinif_1

Dersimiz fermantasyon

Uygulamalı eğitimde lider marka..Struise 😉

Tadım odası denilen şey bildiğimiz bir sınıf. Kara(Yeşil) tahtada bira üretimi ile ilgili basit detaylar yazılı/çizili. Pencerenin kenarında farklı malt çeşitleri EBU değerleri ile cam çerçevelerin içinde sergilenmekte.

İçerisi  haftasonu olmasına rağmen oldukça kalabalıktı. Dünyanın farklı köşelerinden (ABD, Fransa vs..) bira severler ve üreticiler Struise biralarını içip sohbete dalmıştı. Amerikan tabiri ile tam bir beer geek mecca burası.. 😀

İçerde çektiğimiz diğer fotoğraflar :

 struise_resimler-11 struise_resimler-9 struise_resimler-7
 struise_resimler-5 struise_resimler-13  struise_resimler-3
 struise_resimler-2 struise_resimler-1  struise_resimler-12

Burda Struise’nin ürettiği biraları musluktan içebiliyorsunuz. Hatta bazı biraların sunumu sadece burda yapılmakta. Ben o gün Rio Reserva, Pannepot Wild ve Axelle-Jeroen Just Married tadımı yaptım… Ayrıca günün süprizi 10’dan fazla bira tadımı yaptıktan sonra Carlo’nun bize siz tanıdıksınız… 10Eur verin yeter demesi oldu. Carlo gerçekten Kuzey Avrupa insanı soğukluğundan hiç nasibini almamış ve fazlasıyla mütevazi biri. Kendisiyle aylar sonra Leuven’de ZBF festivalinde karşılaştığımızda beni uzaktan farkedip sigarasını bırakıp yanıma gelip, muhabbet etmiş; festivale beraber geldiğim arkadaşlar arasında +10 karizma puanı kazanmamı sağlamıştı 🙂

struise_tap_liste

Gelelim biralarımıza..

pannepot_2011

Kulminator bardan bir Pannepot sahnesi

Tipi : Quadrupel
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %10 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 14-16 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak veya trappist
Raf Ömrü: 5 yıl

– Pannepot ismini 1900lerde Belçika’nın De Panne bölgesindeki balıkçı teknelerinden almakta. Ortaklardan Carlo‘nun ailesi de bir zamanlar De Panne 50 adında bir gemiye sahiptirler ve bu gemi biramızın etiketinde de görülmektedir. O zamanlar balıkçıların içtiği bol gövdeli ve kışları balıkçıları sıcak tutması için yumurta sarısı ve bolca şekerle karıştırılan alkollü içecekten esinlenirler. Carlo‘nun tabiriyle 1900lerin Redbull‘udur bu içecek.
– Biramızın teknik değerleri : EBC: 99, IBU: 27, OG/FG: 1100/1030. Pils, karamel, Carafa, kahve ve çikolata maltlarına, Candi şeker ve mısır gevreği eşlik etmekte. Şerbetçi otları ; Bramling Cross ve Hallertauer Mittelfrueh. Kullanılan baharatlar ; tarçın, tatlı portakal kabuğu, kişniş ve kekik. Biramızda şişe kondüsyonlama mevcut yani mayamız şişede fermantasyona devam etmekte, filtreleme yok. Struise‘nin malt ve şeker kaynakları : castlemalting.com ve belgosuc.be
– Pannepotun fermantasyon ve olgunlaşma süreci kesinlikle kısa değil. Birincil fermantasyon : 4 – 5 gün..ikincil fermentasyon: 2 hafta..lagerleme : 6 hafta..sıcak oda : 1 hafta..soğuk olgunlaştırma : 6 hafta olarak belirtilmiş Urbain tarafından. Yani yaklaşık 16 haftalık bir süreç bu.(Grand reserva için fıçıda geçen +24 ay daha ekleyin 😉 ) Bu arada bu bira için kullanılan maya fermentis t-58 den türetilmiş. http://www.fermentis.com/wp-content/uploads/2012/02/SFBT58.pdf
– Koyu kahve renkli ve ışığa tutulduğunda hafif kızıla çalan biramızı, karamel renkli ve yoğun ve parmak kalınlığında bir köpük taçlandırıyor. Dikkatli olun ilk döküşünüzde biramız ciddi manada köpürüyor. Yalnız bu bardağımızın kenarında çok da fazla iz bırakan türden bi köpük değil. Bu görsel olarak puan kaybına yol açıyor.
– Aromada başlangıçta yoğun şekilde çikolata ve pekmez hakim. Zamanla hurmayı ve siyah eriği andıran meyvemsilik ortaya çıkmakta. Kullanılan kişniş, tarçın ve portakal kabuklarını aromada hissetmek mümkün. Gerçekten kompleks bir aroması var biramızın. Her nefesde ayrı bir referans almak mümkün.
– Tadı da burnu takip etmekte. Meyvemsilik ve çikolataya az da olsa ekşi bir dokunuş eşlik etmekte. Adeta Rodenbach ile malt bazlı bir Dubbel/Doppelbock arasında gidip gelen bir komplekslik bu. Baharatlar biramıza yeni bir boyut katıp dengelemekte. Ayrıca alkol başlangıçta belli olmasada ısındıkça kendini hissettirmekte.
– Baya dolgun sayılabilecek bir gövdeye sahip Pannepot. Gazlılık orta derecede. Oldukça rahat bir içimi var.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 9,5 / 10 (Normalde 9 fakat kanaat notuyla 9,5)
Ratebeer
 : Overall : 100, Style : 100
Beeradvocate : BA Score : 97 , The Bros : NA


tsjeeses_reserva
Struise Tsjeeses Reserva – Meşe fıçı versiyonu

Tipi : Belçika Kuvvetli Açık Renk Ale / Arpa Şarabı
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %10 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 12-14 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak veya trappist
Raf Ömrü: 5 yıl

– ‘Tsjeeses’ ismi Urbain‘in bir gün 5 yıldır üzerinde çalıştıkları bu Noel birasını tadarken Tsjeeses (Jesus’un hafif kelleyken çıkan ağız kaymış versiyonu)..what a beer demesi sonucunda çıkmış. Kapaktaki ot tüttüren dayı ise Urbain‘in o anki suratının karikaturize edilmiş haliymiş 🙂 Amerika’ya bu birayı ihraç ederken gözler düzeltilmiş (güneş gözlüğü takılmış) ve ağızdaki duman kaldırılmış. Yanda fotoğrafını çektiğim Tsjeeses şişesi Amerikaya ithal edilen şişelerden.
– Teknik değerleri : EBC:12 IBU:32, OG/FG: 1093/1018. Kullanılan maltlar : Pils, Caramunich 120, buğday. Şeker kamışı de kullanılmış. Şerbetçi otları : Poperinge bölgesinden Brewers Gold, Marynka ve Bramling Cross. Baharat olarak ise nane, tatlı portakal kabuğu ve Massis Banda türünde bir muskat kullanılmış.
– Biramızın lagering işlemi çekirdekli meyveler ile yapılmakta. Her yıl elimize taze ne geçerse(Kayısı, Kiraz eriği, Şeftali …) onu kullanıyoruz diyor Carlo. O yüzden her batch farklı olabiliyor.
– 2012 önceki şişeler meçe fıçısında bekletilmiş. 2012 sonrası Reservaların Port ve Bourbon fıçısı versiyonları var.
– Biramız 2006 Essen Noel biraları festivalinde (favori festivalim) en iyi noel birası ödülünü almış.
– Kehribar renkli ve bulutlu biramız. Köpük, kirli-beyaz ve 3-4 parmak kalınlığında. Oldukça da uzun ömürlü.
– Bu biranın aroması ve lezzeti Avrupa’da Noel pazarlarından birinde gezintiye çıkmak gibi. Meyvemsilik ve baharatlılık en üst düzeyde. Adeta Almanların Lebkuchen‘ı veya Flamanların Speculoos‘ını andıran bir baharatlılık. Meyvemsilik koyu meyvelerden çok elma ve portakal yönünde. Meşe az da olsa hissedilen alkolu çevrelemiş. Ağızda uzun süreli,tatlı, yapışkan ve bir sonraki yudumu çağıran bir tad bırakmakta.
– Biramız orta gövdeli ve gazlılık orta-zayıf. Türünün diğer örneklerine göre fazlasıyla içilebilir bir bira.
– Reserva olmayan sürümü de oldukça güzel. Meşe sadece ufak ve hoş bir dokunuş olarak hissedilmekte. Ayrıca %10 alkol oranını anlayabilmek mümkün değil biramızda.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 9,5 / 10
Ratebeer
 : Overall : 99, Style : 98
Beeradvocate : BA Score : 92 , The Bros : NA

black_albertStruise Black Albert

Tipi : Imperial Stout (Belgian Royal Stout)
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %13 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 14-16 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak
Raf Ömrü: 3 yıl

– Amerika’nın Kulminator‘u olarak görülen Ebenezer’s Pub‘in 3. Belçika biraları festivali için üretilmiş bir bira Black Albert. Üzerindeki etiket Belçika’lı dövme sanatçısı Vincent Hocquet tarafından tasarlanmış. Struise’nin kurucularının da dediği gibi içinizi dövmeyle kaplayan bir bira Black Albert 🙂
– Struise festival için bir bira yapmaya karar verdiklerinde Chris Lively ile konuşurlar ve kendisine nasıl bir bira istediklerini sorarlar. Chris bir Russian Imperial Stout istediğini söyler. Onlarda biz Rusya’da değiliz Belçika’dayız o zaman sana bir Belgian Royal Stout yapalım ve adını da stoutun rengine ve Belçika kralı Albert’a bir gönderme olarak Black Albert koyalım derler. Biramızın ismi ve stili de işte bu konuşma sonrası doğar.
– Teknik olarak açıklanan değerleri IBU:100 ve EBC:160
– Bu bira ünlü Black Damnation serisine taban oluşturmakta. BD serisi ile ilgili Oğuz Can’ın yazdığı inceleme yazımız için : https://beerader.com/2013/02/07/kafanizi-kuma-gomduren-biraci-struise/
–  Renk olayına gelirsek.. sanırım bu birayı ışığa tutsak fotonlar duvara çarpmış gibi olur. Çektiğim fotoğrafa  aldanmayın ..karamel renkli, traş köpüğünü andıran ve oldukça kararlı sayılabilecek bir köpüğe sahip biramız.
– Biramızın aroması muhteşem bir stout ile Belçika koyu ale’nin harmanı. Sütlü çikolata, kahve ve kavrulmuş maltlar harika bir meyvemsilik ile desteklenmiş. Lezzet burnu takip ediyor ve kuru bir bitiş ile sonlanıyor.
– Ağzı dolduran kremamsı bir gövdeye ve orta derece bir gazlılığa sahip.
Black Albert için şirketten yabancı bir arkadaşım : ‘Doğa ananın bira görünümünde bardaktan bizlere seslenişi’ (bknz. çeviride anlam kayıpları) demişti. Hak veriyorum.. gerçekten bir sanat eseri bu bira.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 9,5 / 10
Ratebeer
 : Overall : 100, Style : 98
Beeradvocate : BA Score : 94 , The Bros : 90

Cuvee-Delphine

Struise Cuvée Delphine

Tipi : Imperial Stout
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %13 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 14-16 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak
Raf Ömrü: 3 yıl

– Black Albert’ın Four Rose Bourbon fıçısı görmüş hali. Önceleri isim için 4 Black Roses ismini düşünmüşler fakat patent problemleri yaşamamak için Cuvee Delphine ismine dönmüşler. Biranın isminden hareket edip etiketine Belçikalı sanatçı Delphine Boël tarafından tasarlanmış bir eser koymuşlar.
– Ben bu birayı bir şekilde Black Albert‘dan daha önce tadmıştım o yüzden bendeki yeri ayrıdır 🙂
– Black Albert ile ilgili yukarıda bahsettiğim tüm mükemmel yorumlara birde ufak bir whiskey/bourbon dokunuşu ekleyin işte o zaman Cuvee Delphine‘i elde edersiniz. Dediğim gibi bu ufak bir dokunuş birayı ele geçiren bir yoğunlukta değil her zamanki gibi yerinde ve tam kararında.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 9,5 / 10
Ratebeer
 : Overall : 100, Style : 98
Beeradvocate : BA Score : 93 , The Bros : NA

kabertStruise Kabert

Tipi : Imperial Stout
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %11,5 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 14-16 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak
Raf Ömrü: 3 yıl

Black Albert ve Portsmouth Kate The Great Russian Imperial Stout harmanının port fıçısında bekletilmesi sonucunda oluşan bir bira. Portsmouth’un bu ziyaret esnasında kaydettikleri video ve blog yazısı için : http://www.youtube.com/watch?v=7H3_1Sqtoig ve http://portsmouthbrewery.blogspot.co.uk/2011/02/back-from-belgium.html
– KtG’i daha önce tatmadığım için yorum yapamıcam fakat Black Albert etkisi biramızda açıkca belli etmekte kendini. Ayrıca port fıçısı hafif şarabımsı bir boyut katmakta biramıza. Kabert oldukça başarılı bir bira fakat tercihim sade Black Albert‘dan yana 🙂

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 9 / 10
Ratebeer
 : Overall : 99, Style : 91
Beeradvocate : BA Score : 92 , The Bros : NA

sharkStruise Shark Pants

Tipi : Imperial IPA
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %9 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 14-16 Derece
Bardak Tipi : Tulip veya konyak
Raf Ömrü: 1 yıl

– Struise’nin Amerika’lı 3 Floyds ile ürettiği IIPA/DIPA. 3Floyds’un 2011de 21 yaşında vefat eden çalışanları Rich Sheppard‘e adamışlar bu birayı. Arka etikette Rich’in karikatürü ve altındaki “live a Rich life” yazısı göze çarpmakta. Ön etiketteki köpek balığı pantolonu giymiş goril resmi ise Rich’in kolundaki dövmeden esinlenme.
300 IBU(teorik) değerinde bir IPA bu. Üretiminde gövdeyi desteklemek için yulaf kullanılmış.
– Şişeden  döküldüğü anda adeta bir şampanya gibi köpürüyor biramız. bir IPAya göre koyu sayılabilecek bir renkte Shark pants. Köpük oldukça yapışkan ve örümcek ağı ören türden. Maya şişemizde olduğundan biramız oldukça bulanık.
– Aroma Amerikan şerbetçi otların hakimiyetinde. Narenciye ve tropik meyveler. Struise mayasının kokusunu da almak mümkün.
– Biramız 300 IBU olmasına rağmen Struise zanaatını konuşturmuş ve oldukça dengeli bir bira çıkarmış ortaya. Şerbetçi otunun acılığı oldukça güzel bir malt omurgası ise desteklenip dengelenmiş. Az da olsa Belçika mayası meyvemsiliği ve baharatlılığı başlangıçta hissedilmekte. Bitiş acı fakat rahatsız edici bir düzeyde değil. Alkol az da olsa bitişte hissedilmekte.
– Shark Pants oldukça gövdeli. Şişeden koyduğumuz andaki görüntüsünden de anlaşılacağı üzere gazlılık oldukça canlı ve sert. Yine de oldukça içilebilir bir bira. IPA sitilinde bir başyapıt olmasa da ilginç bir ortaklık birası.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 8,5 / 10
Ratebeer
 : Overall : 96, Style : 78
Beeradvocate : BA Score : 88 , The Bros : NA

Axelle-JeroenStruise Axelle-Jeroen Just Married

Tipi : Meyve birası
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %4,5 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 4 – 7 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak veya flüt
Raf Ömrü: 1 yıl

– Urbain’in kızı Axelle’in düğününde bayanlara servis edilmek için hazırlanmış bu bira.
– Şeftaliler ile bourbon fıçılarında bekletilmiş.
– Meyve biralarında çoğu zaman meyvenin etkisi oldukça baskındır. Biradan çok gazlı meyve suyu içiyor hissine kapılırsınız. Fakat bu birada meyveler adeta birayı tamamlayan bir etkiye sahip. Hatta şeftali tadını şerbetçi otundan gelen bir karakter bile sanabilirsiniz.
-Aromada şeftaliye, fıçının odunsu ve topraksı yapısı eşlik etmekte. Tadımda şeftalinin etkisi burna göre daha silik.
– Gazlılık az ve gövde zayıf. Yinede çok güzel yumuşak bir dokusu var biramızın. Meyveden gelen bir ferahlatıcılığı var.
– Meyve birası denemek isteyen fakat lambic ekşiliğine katlanamayanlara kesinlikle öneririm bu birayı.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 8,0 / 10
Ratebeer
 : Overall : 84, Style : 96
Beeradvocate : BA Score : NA , The Bros : NA

* O gün kaynamış bunun fotoğraf. İnternetten arak resim..

* O gün kaynamış bunun fotoğraf. İnternetten arak resim..

Struise Pannepot Wild

Tipi : Quad – Flaman Kırmızı
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %10 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 12-14 Derece (brett karakterinden dolayı orjinalinden daha soğuk içilebilir)
Bardak Tipi : Tulip, konyak veya trappist
Raf Ömrü: 5 yıl

– 2008’de Urbain; Pannepot’u Bordeaux şarabı fıçılarında vahşi mayayla bekletmeye karar verir. Bu fıçılar Earthmonk‘de kullanılan Chateau Tour Baladoz fıçılarıdır. Bira deneysel olduğundan sadece 2 fıçı üretilir ve 2 yıl boyunca meşede olgunlaşmaya bırakılır. Sonuç her zamanki gibi müthiş olmuştur. Fıçılardan birini Roma’nın ünlü Belçika birası pubı 4:20 nın sahibi alıp gider. Geriye kalan fıçı ise şişelenir.
Ekşi biraya karşı olan dayanılmaz tutkum burda da peşimi bırakmadı 🙂 Wild ibaresini görür görmez Carlo‘dan istedim bu birayı. Pannepot yorumumda orjinal biranın Rodenbach ve DBA arasında gidip gelen bir karaktere sahip olduğunu söylemiştim. Bu biramızda Flaman Kırmızı karakteri orjinali ile karşılaştırdığımızda doğal olarak daha fazla ve daha şarabımsı.
– Özetle normal haliyle de muhteşem olan biraya vahşi maya ekstra bir boyut kazandırmış. Doğruyu söylemek gerekirse duruma göre bu birayı orjinaline tercih bile edebilirim 😉

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 9,5 / 10
Ratebeer
 : Overall : 99, Style : 92
Beeradvocate : BA Score : 92 , The Bros : NA

sint_amatus_12Struise Sint Amatus 12

Tipi : Quad
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %10,5 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 14-16 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak veya trappist
Raf Ömrü: 5 yıl

– Westveleteren’in Struise versiyonu olarak adlandırılan biramızın diğer adı da buna bir gönderme olarak Oostveleteren 12. (West-batı..Oost-doğu) Etikette bulunan müthiş çalışmada kurucuları görmekteyiz. Carlo Grootaert tarafından bira dünyasına kazandırılmış bir rönesans dönemi sanat eseri adeta bu etiket 🙂
– Biramız Woodforde Reserve bourbon fıçılarında bekletilmiş.
– Ben 2011 vintage tadma şansı buldum. Renk koyu bordo ve kenarlara doğru parlak mahun rengine çalmakta. Bej rengi ve yoğun köpüğümüz başlangıçta 2-3 parmakken zamanla sönüp az da olsa iz bırakıp inceliyor.
– Aromada kuru üzüm, erik, incir gibi meyveler, meşe, vanilya, karamel gözlenmekte. Tad burnu takip edip tatlı ve meyvemsi başlayıp, hafif baharatlı ve kuru sayılabilecek bir bitiş ile sonlanıyor.
– Oldukça gövdeli ve kremamsı sayılabilecek bir bira St.Amatus 12. Belçika mayası yine tüm hünerlerini göstermiş bu birada fakat yinede insani çok heyecanlandıran bir bira çıkmamış ortaya. Benim beklentilerime göre biraz fazla tatlı bir quad. Yine de çok güzel tasarlanmış ve kimi damak zevkine daha uygun olabilecek bir quad olabilir.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 8,5 / 10
Ratebeer
 : Overall : 99, Style : 96
Beeradvocate : BA Score : 94 , The Bros : NA

svea_ipaStruise Svea IPA

Tipi : IPA
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %7 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 12-14 Derece
Bardak Tipi : Tulip veya konyak
Raf Ömrü: 1 yıl

– Stockholm’da Monk’s Cafe için üretilmiş bu IPA.
– Shark Pants’de gözlemlediğimiz görsel öğeler burda da söz konusu. Müthiş kremamsı ve kalın bir köpük ve stile göre biraz daha koyu sayılabilecek bir renk.
– Aroma tamamıyla Avrupalı. Avrupa noble şerbetçi otlarının o topraksı ve bitkisel etkisi aromada hissedilmekte. Ayrıca maya esterleri baharatlılık boyutu katmakta ve bu karabiber ve karanfil olarak solunmakta 🙂
– Herne kadar şerbetçi otu biranın tadında hakimiyeti elinde tutsa da ara ara tatlı ve ekmeksi bir malt karakteri seçilmekte.
– Genel manada güzel bir bira Svea fakat nedense IPA stiline göre beklentilerin altında. Zaten sanırsam bu yüzden Urbain ve Carlo biz biralarımızı belirli stil kalıplarına koymaktan hoşlanmıyoruz diyor. O yüzden o tip objektif bir gözle bakıldığında daha fazla keyif alabileceğiniz bir bira olabilir Svea.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 8,5 / 10
Ratebeer
 : Overall : 91, Style : 81
Beeradvocate : BA Score : 82 , The Bros : NA

* Struise Rio Reserva

* Struise Rio Reserva

Struise Rio Reserva

Tipi : Quad
Bölgesi :  Oostvleteren / Belçika
Alkol Oranı :  %10,5 ABV alkol oranı
Önerilen Sıcaklık : 14-16 Derece
Bardak Tipi : Tulip, konyak veya trappist
Raf Ömrü: 5 yıl

– 2008 yılında Japonya’yı Belçika birasıyla tanıştıran isim olarak bilinen Rychei Sugawa ile ortaklaşa yapılmış bir bira Rio Reserva. Biramız Bourbon ve şarap fıçılarında yaklaşık 3 yıl boyunca bekletilmiş. Bu adamlar ciddi manada sabırlı arkadaş !
– Koyu kayısı suyu renginde biramıza ince, yoğun ve beyaz bir köpük eşlik ediyor.
– Her iki fıçının da etkilerini almak mümkün aromada. Karamel, meşe, vanilya, şarap, hafif alkol ve arka planda klasik Struise meyvemsiliği. Lezzette aynı şekilde ve tatlı yönde. Bitişde iç ısıtan bir alkol etkisi ve tanenli bi kuruluk bulunmakta. Gövde orta, gazlılık yumuşak.
– Genel olarak yine kompleks ve çok boyutlu bir bira ile karşı karşıyayız. Struise ve Sugawa anlaşıldığı üzere whisky ve şarap dünyasından ufak dokunuşları bu birada birleştirmeye çalışmışlar ve oldukça da başarılı olmuşlar.

Diğer beeraderlerin yorumları ve Puanlama

Benim puanım 9 / 10
Ratebeer
 : Overall : 99, Style : 97
Beeradvocate : BA Score : 93 , The Bros : NA

Sonsöz 🙂

Dünyanın en iyi birası, en iyi üreticisi vs.. gibi kalıpların fazla Amerikalı olduğu konusunda Tim reis ile hemfikirim fakat şu bir gerçek ki Struise yeni nesil Avrupalı üreticiler içersinde bir efsane ve referans noktası. Bira üretimi konusunda geniş çaplı bir eğitime sahip olmadıkları vs.. konusunda haklı olabilir ama bu onların mükemmel biralar üretmesi konusunda bir engel kesinlikle değil. Biranın bir mühendislik eserinden çok bir sanat olduğunu düşündüğünüzde; Westvleteren 12, Rodenbach Alexander, Westmalle vs.. gibi efsaneleri içerek büyümüş, biraya saygı duyan ve iyi biranın ne olduğunu fazlasıyla iyi tartabilen bu adamlardan; böylesine mükemmel eserlerin çıkmasını gayet normal karşılamak lazım.

Ayrıca bu biraevini merak edenler için Struise’nin Brugge’de satış noktası bulunmakta..Bu mekanla ilgili BiraAtölyesi yazısı : http://biraatolyesi.blogspot.be/2013/11/belcika-bira-turu-brugge-struise-ve-t.html

NOT : Yazı boyunca açıklamasında * olan resimler farklı sayfalardan ödünç alınmıştır ;)

NOT2 : Yazımız Struise‘deki beeraderlerin de dikkatini çekmiş ve facebook sayfalarından paylaşmışlar yazımızı 😉

struise_facebook

Reklamlar

13 responses »

  1. musluk-bira olayi kopardi beni, her biraseverin hayali bu olsa gerek, bu yaziyi okurken bir “barbar” actim midem bayram etsin…her zaman ki gibi 10 numara 5 yildiz super eglenceli bir yazi..dank u well bro

    Cevapla
  2. eline sağlık, çok bilgilendirici bi yazı daha. struise pannepot deneme şansım oldu, biraya diyecek bişeyim yok. yazıyı okuyunca daha önce sormak istediğim bi konu yeniden aklıma düştü. soru kısaca şu; ratebeer vs beeradvocate? farklı biralar için farklı sayıda oy olsa da beeradvocate de top 250 de heady topper bir numara, buna karşın ratebeer de top 50 içinde heady topper 29. sırada. beer advocate top 250 listesinde pannepot 106. sırada, ratebeer top 50 de 28. sırada. bu arada çiğdem üstün ün sitesinde westy 8 vs 12 hakkında karşılıklı yazdıklarınızla ilgili olarak ikinize de laflar hazırlamıştım ama kaldı öylece. insanların bu listelerden etkilendiği gün gibi ortada. bu iki site arasında işleyiş, oylama ile ilgili temel farklar neler? birini diğerine tercih ediyor musun?

    Cevapla
    • Arbor selamlar,

      Çok derin bir mevzuya değindin 🙂 Öncelikle iki siteyi algoritmik açıdan bir değerlendirelim :

      Beeradvocate :
      http://beeradvocate.com/help/index?topic=reviewing_beers
      http://beeradvocate.com/help/index?topic=ratings

      Ratebeer :
      http://www.ratebeer.com/ratingsqa.asp

      BA Ağırlık değerleri : görüntü = 5%, aroma = 20%, tad = 45%, ağız hissi = 10%, genel = 20%
      RB Ağırlık değerleri : görüntü = 10%, aroma = 20%, tad = 20%, ağız hissi = 10%, genel = 40%

      Verilen puanlar karakteristik ağırlık değerleri ile çarpılıp biranın puanı(0-5) elde ediliyor. Daha sonra bu puan üzerinden ağırlıklı puan hesaplanıyor.

      Her iki sitede de kullanılan algoritma IMDBdeki Bayesian algoritmasının bir benzeri.

      WR = (v / (v+m)) * R + (m / (v+m)) * C

      R = bira için ortalama puan
      v = toplam oy sayısı
      m = listeye girmek için gereken min oy sayısı
      C = listedeki biraların puanlarının ortalaması (RB bunu direk 2.75 alıyor)

      Ratebeer rAVG hesaplamalarını yaparken tüm biraları hesaba katarken. BA sadece o listedekileri katıyor. Yani RBdeki değer tüm siteye boyunca sabitken. BAda Top250 listesinde ve Beers of Fame listesinde aynı bira farklı puanlara sahip olabiliyor. BA her listesnin altında hesaplamada kullanılan m ve C değerlerini belirtiyor.

      İki siteyi trafik ve puanlamaların sayısı açısından değerlendirdiğimizde BA’in daha önde olduğunu görüyoruz.

      http://www.alexa.com/siteinfo/beeradvocate.com
      http://www.alexa.com/siteinfo/ratebeer.com

      İki sitenin de Top listelerini incelediğimizde göze çarpan BA’da erişimi rahat biralar daha yüksekteyken RB’de bulunmazsı zor biralar yüksekte. Sanırım BA’da Bayesian biraz daha agresif işliyor.

      Ben bira için alışverişe çıktığımda veya festivaller için tadım listesi oluşturduğumda genelde ilk elemeyi her iki sitede de %80 ve üzeri olan biraları seçerek yapıyorum. (RB için yazdığım ufak bi Python script bile var). Daha sonra ki eleme içinse tadımlarına güvendiğim ve damak tadları bana uyan (sevdikleri stiller vs..) kişilerin yorumlarını okumayı tercih ediyorum.

      Ama doğruyu söylemek gerekirse şu zamana kadar en etkilendiğim biralar her zaman spontan keşfettiğim biralar oldu. O yüzden festivallerde her zaman karaciğerimde bi kaç spontan bira için yer ayırıyorum 🙂

      Direk algoritmik bir değerlendirme olmasa da Stanford üniversitesinde bu iki siteyle ilgili yayınlanan bir tez bile bulunmakta. Burda kullanıcıların damak tadının gelişimini analiz etmişler.

      http://i.stanford.edu/~julian/pdfs/www13.pdf

      Bu arada Westvleteren ile ilgili yorumunu da merak ettim 🙂

      Cevapla
  3. Neco Selamlar,

    Harika bir yazı ve süper fotoğraflar, eline sağlık. Bu aralar, senin sitedeki başka bir yazı sayesinde haberdar olduğum Tournee General serisini izliyorum. Her ne kadar Flamanca konuşulan kısımlarda bir şey anlamasam çok keyif alıyorum. En azından olay Belçika’da geçiyor, onu anladım 😀

    İlk sezon bölümlerinden birisinde Struise’ye uğruyorlardı ve Jean, Roy’a bak Dünyanın en iyi üreticisi filan diye takdim etmişti Struise’i ve Roy da gayet şaşırmıştı bu mütevazi üretim tesisini gördüğünde. İçerideki abilerden birisi de (göz kenarları en kırışık olan) “it is not about quantity, it is about quality” diyerek lafı itelemişti Roy’a.

    Daha sonra da aynı abi senin de yukarıda bahsettiğin “akşamdan kaldık ve Roose bunun sonucunda ortaya çıktı” olayını anlatmıştı. Orada zaten anlamıştım bunlar güzel adamlar 😀

    Geçen hafta keyifadami.tumblr.com’un sahibi Koray Kaan’ın evinde yaptığımız tadıma Bira Atölyesi’nden Server [çok sağ olsun tekrar bu cömert davranışı için] bir Black Albert da getirdi. Sayesinde biz de Black Albert tatmış olduk ve ben çok beğendim bu birayı. Tek sorun, öncesinde biz de biraz fazla kaçırmıştık ve sanırım benim taste bud’lar biraz ambale olmuştu. Kafa ayıkken tüm konsantrasyonumu Black Albert’a ayırarak tekrar takmak istiyorum kendisini. Hatta tüm Struise Serisini elden geçirmek için bir Belçika bileti kovalamak çok mantıklı geldi şimdi.

    Tekrar eline sağlık.

    Cevapla
    • Cihangir selamlar,

      Yorumların için çok sağol.

      Tournee Generale için Türkçe altyazı TODO listemde uzun zamandır. Tüm biraseverlerin izlemesi gereken bir seri bence. Göz kenarları kırışık olan abimiz masterbrewer Urbain. Kahvaltıda bile tadım yapan biriymiş..cilt fazla dayanamamış haliyle 🙂

      Dediğin gibi Struise ve Alvinne’in sloganı ‘small breweries, big beers’.. Başarılı olmalarının nedeni de küçük olmaları zaten. Dünyada craftbeer üretimi ile pazarlamayı ve büyümeyi aynı anda yürütebilen üreticiler bir elin parmaklarını geçmiyor.

      Bir dahaki gelişinde haberimiz olsun. Bir tur ayarlamaya çalışırız 😉

      Bu arada bizim kafadarlar Struise’ye 3. sezonda da uğruyorlar. Yazıda bahsettiğim sınıfta Carlo ile kör tadım yapıyolar. Struise biralarını değil ama aynı bölgeden cevherlerin tadımı var.

      Cevapla
      • Şu an S2E5 yeni bitti abi. Sakın spoiler verme 😀 Urbain abi’nin karaciğer iflasın eşiğinde o belli.

        Tournee General’i her bira severe tavsiye ediyorum tekrar. Her ne kadar izlerken “Ulan dünyada ne güzel meslekler var” diye iç geçirip canınız sıkılacak olsa da…

  4. Çok çok güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık 🙂

    Bir tavsiye, fotoğrafların üstüne tıklayınca siteden çıkmadan gösterse(albüm gibi) ya da en azından farklı bir pencerede açsa çok güzel olur. Fotoğrafa tıkla, geri git, sonrakine tıkla, geri git olmuyor 😦

    Cevapla
    • Bierthoven Selamlar

      Çok sağol.

      Site wordpress.com hosted o yüzden özelleştirme seçenekleri çok limitli. Şimdilik workaround olarak resim linklerinin ayrı tabde açılması çözümüne gidebilir. Sağol geribildirimin için 🙂

      Cevapla
  5. Neco Selamlar,
    Bu yazıya yorum yapmak için bile insanın kafasını toplaması, soluklanması gerekiyor.

    Struise benim için çok özel bir biraevi, trappist keşfinden sonra Belçika’daki 2. vaham. TR’de dostlara bunu anlatabilmek zordu, artık harika özetlenmiş, birçok biradan örneklerin olduğu mükemmel bir yazı var. Bu detay ve içerikte başka dilde bir toparlama olduğunu da sanmıyorum. Emeğin için çok teşekkürler…

    Cihangir ile yazışmalarınızdan gördüğüm Tournee General serisini hiç izlememenin verdiği bir burukluk var şu an.. 😦 vidoeları izlemeye pek vakit ayıramıyorum, ilk yapmam gereken bunları izlemek sanırım.

    BeerAdvocate ve RateBEER notlandırma mevzusunda ben kolay ulaşılabilir olması, iphone applikasyonu olması (beerBuddy) dolayısıyla RateBeer’i tercih ediyorum. Tüm tadım notlarımı da buraya taşımaya çalışıyorum (heryerden ulaşaılabildiği için) ama zor bir süreç. Ama son dönemde takip ettiğim kadarı ile de daha az birayı 99/100 yapması dolayısı ile beerAdvocate bazı özel biralar ve arada kalan değerlendirmeler için iyi bir referans ve biraz daha tutarlı sanırım.

    Elimde Türkiye için hatrı sayılır bir Struise koleksiyonu var. İçmeye kıyamıyorum açıkçası. Oğuz Can’ın yazdığı yazı ile birleşince harika bir Struise listemesi oldu.. Elimdeki biraları (muhtemelen bizim TR tadım tayfası ile içerken) kesinlikle bu yazılara dönmek ve temeli almak gerekli. Tekrar teşekkürler.

    Böyle değerli bir yazının sonunda benim siteye de bir link verilmiş olması için de ayrıca teşekkür etmem gerekli.

    Cevapla
    • Bira Atölyesi Selamlar

      Ellerine sağlık üşenmeyip yazdığın detaylı yorumların için.

      TG kesinlikle izlemen gereken oldukça eğlenceli bir seri. Zaman kaybı olmıcaktır garantisini verebilirim. Her ne kadar Ray Cokes’un bazı yorumlarını burda pek sevmeseler de (özellikle Geuze ve Lambic’le ilgili yorumları) oldukça dolu dolu bir yapım.

      Valonya’da yayınlanan ve farklı bir ekip tarafından çekilen Fransızca olan sürümü de var. Orjinali kadar güzel olmasa da eğlenceli o da. Ama o katıksız Fransızca en azından bunda az da olsa İngilizce’de konuşuluyor 🙂 Dediğim gibi çevirii olayı projelerim arasında 🙂

      Valla Türkiye’de Struise kolleksiyonu olan biri olarak sokakta falan yürürken dikkat et. Kaçırılma riskin yüksek 😉

      Link vermek 2sn lik iş. Esas ben sana teşekkür ederim bu güzel yazı için. Serinin yeni yazılarını heyecanla bekliyoruz (özellikle Brüksel’i)..

      Cevapla
  6. Merhabalar,

    Struise kanımca “boşu olmayan” bir üretici, sizin verdiğiniz notlar da bu doğrultuda. Özellikle Pannepot hayatımın sonuna kadar ilk tattığım anı bana unutturmayacak ve her içtiğimde sonsuz keyif alacağım bir bira olarak kalacak. Dubbel ve quad’a alışkın bira severleri bile gafil avlayacak bir kompleksiteye sahip, en özet haliyle “sıvı mesir macunu.” 🙂

    Anladığım kadarıyla ekşi biralara da özel bir ilgi duyuyorsunuz. Bu nedenle naçizane bir tavsiye olarak Struise Ypres Reserva’yı önerebilirim, deneme şansınız olursa umarım beğenirsiniz.

    Cevapla
    • Önder selamlar..

      Biraz deneysel takıldıklarından ara sıra beklentileri karşılamayan biralar çıkarabiliyorlar ama amiral gemisi olan biraları gerçekten üst düzey. Pannepot için sıvı mesir macunu yorumun çok yerinde olmuş gerçekten. Biradan öte sıvı formda bir akşam yemeği aslında Pannepot 🙂

      Müthiş tavsiye, Ypres kesinlikle çok beğendiğim bir bira hem düz verisyonu hem de fıçı görmüş versiyonları. Hatta yıllandırdığım şişelerim de var. Neden bu yazıda bahsetmemişim gerçekten hatırlamıyorum 🙂

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: